YASAL TAKİBE UĞRAMAMAK İÇİN İZİNSİZ VE KAYNAK GÖSTERMEDEN ALINTI YAPMAYINIZ
ÇANKIRI COGRAFYASI
A-KONUMU
Çankırı İli; İç Anadolu Bölgesi'nin kuzeyinde Kızılırmak ile kısmen Batı Karadeniz Bölgesi ana havzalarına geçişte , Greenwich'e göre 40º 30'- 41º Kuzey enlemleri ile 32º 30'- 34º Doğu boylamları arasında yer alır (1). İlçe topraklarının güney yarısı İç Anadolu bölgesinde, kuzey yarısı Batı Karadeniz bölgesindedir. İlin yüzölçümü 7 404 km² (2) olup Türkiye topraklarının % 0,94'ünü meydana getirir. Denizden yüksekliği (Rakım) 723-800 m.dir.(2). Doğu-Batı uzunluğu 128 km. Kuzey-Güney uzunluğu 72 km.dir. Kuzeyde; Kastamonu, Güneyde; Ankara ve Kırıkkale, Batıda; Bolu, Kuzeybatıda; Karabük, Doğuda; Çorum illeri ile komşudur. Merkez ilçe, Eldivan, Şabanözü, Korgun, Kızılırmak ilçelerinin tamamı ve Yapraklı ilçesinin bir kısmı İç Anadolu, Çerkeş, Atkaracalar, Orta, Kurşunlu, Bayramören, Ilgaz ilçeleri ise Batı Karadeniz coğrafi bölgesi sınırları içinde yer alır.
B-YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ
I.JEOLOJİK YAPI
Türkiye: Alp Orojenik kuşağı içinde yer alır ve ortalama yüksekliği 1 132 m.dir. Oldukça yüksek bir ülkedir. Jeolojik oluşumu, Rusya Platformu ile Arabistan bloğunun sıkışması sonucu Anadolu yükseldi . Kuzeyde Karadeniz, güneyde Toros dağları meydana geldi. Arabistan platformunun Anadolu'yu sıkıştırması devam etmektedir. Türkiye arazisi oldukça engebeli, ova yönünden fakirdir. İç bölgelerde, dağlar arasında tektonik depresyonlar arasında sıkışmış, kıyı şeridinde ise şerit halinde ve delta ovalar görülür,
İç Anadolu Bölgesinde ki platolar genellikle neojen kireç taşları ile kaplıdır , Doğu Anadolu ise volkanik malzemelerden oluşur. Neojen döneminden başlayan volkanik hareketlilik ve tektonik olaylar Kuvarternerde de devam etti, volkanik orijinli İç ve Doğu Anadolu dağları meydana geldi. Neo-tektonik safhada meydana gelen büyük ölçekli deformasyonlar, yerkabuğunun izostatik dengesinin hâlâ dengelenmemesi nedeniyle yerkabuğunda basınç oluşmakta ve Türkiye'yi aktif deprem alanı yapmaktadır.(3)
Yerkürenin şekillenmeye başlaması 4.5 milyar yıl, ilkel canlıların yeryüzünde görünmesi 3.5 milyar yıl önceye dayanır. Çankırı'nın bulunduğu bölge (65-1,6 milyon yıl önce) 3. Jeolojik zamanda (Senezoyik) ve Oligosen (38-25 milyon yıl) yaştaki alçıtaşı (jips), volkanik orijinli lav, andezit, spilit, bazalt, marn, kil, kalker serilerden oluştu. Aynı seri Yapraklı, Kızılırmak, Eldivan ilçelerinde de değişik taşlı tortullar, püskürük ve başkalaşım (metamorfik) kayaçlar ile birlikte görülür. Çankırı'nın güney ve güneydoğusu, Merkez ilçe ve Kızılırmak bölgelerinin altında kalın tabakalar halinde tuz yatakları vardır. Diğer taraftan Galatya Masifi içinde yer alan Ilgaz, Kurşunlu, Orta Dumanlı dağı ve Ankara'nın Çubuk ilçeleri Mesozoyik (2.Zaman, 225-65 milyon yıl) yaştadır. Miyosen (25-5 milyon yıl) ve Pliyosen (5-1.6 milyon yıl) dönemlerinde oluşan andezit bileşimli lav, konglomera ve tüflerden meydana gelir. Volkanik özellik gösteren: Kurşunlu, Dumanlı dağ, Orta, Ilgaz ilçelerini de içine alan Galatya masifi içinde bulunan, Ilgaz ve Kurşunlu ilçeleri neojen havzaları arasında lav ve tüf yer alır. Galatya masifinin Çubuk ilçesine doğru devam ettiği düzlemde bulunan Orta ilçesi toprakları, akarsu tortuları (sediment) olan çakıl, kum ve kil ile örtülüdür. Çerkeş-Atkaracalar-Kurşunlu-Ilgaz hattında, Şabanözü'nde üst tabakalarda kumlu, killi ve alt tabakalarda tüflü ve marnlı neojen seriler yer alır. Ilgaz-Yapraklı-Ankara sınırı arasında ince taneli kalkerlerle, denizaltı lavları ve serpantin kayaçlardan oluşan Mesozoyik yaştaki serilere rastlanır. Nitekim Yapraklı ilçesinde deniz orijinli fosiller bulunmuştur. Ilgaz ilçesinin kuzeydoğu ve doğu kısımları Jura (193-136 milyon yıl), Kretase (136-65 milyon yıl) ve Paleozoik dönemlerde oluşmuş yaşlı kayaçlardan meydana gelmiştir.
Anadolu paleocoğrafyası incelendiğinde dağlarla suların savaşı görünür. Akarsular başta olmak üzere, yeraltı suları, dalgalar, deniz akıntıları, rüzgâr ve buzullar şekillenmede yer aldı. Yer altı suları İç Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde karstik oluşumlar meydana getirdi. Çankırı bölgesinde, volkanik ve sismik hareketlilik ile birlikte akarsular yüzey şekillenmesinde etkili oldu. Paleolitik ve Mezolotik dönemlerde Ilgaz buzulunun Çankırı'nın kuzey bölümünün şekillenmesinde etkin oldu. Eski bir iç deniz (Tetris denizi) olan İç Anadolu'nun yükselmesi sonucu sular denizlere boşaldı ve zaman içinde boşalan akarsuların oluşturduğu vadiler meydana geldi. Kızılırmak vadisi, Devrez vadisi ve diğer akarsu vadileri gibi.
2.DAĞLAR
İç Anadolu ile Batı Karadeniz ana havzaları arasında kalan ve Kızılırmak havzası ile Batı Karadeniz havzaları geçiş bölgesinde bulunan Çankırı, her iki bölgenin de özelliğini taşır. Yüzde 90'ı dağ ve platolarla kaplı olan Çankırı topraklarının % 60'ı dağlık, tepelik ve engebeli araziden meydana gelir. Arazinin % 9‘u sarp, % 19'u çok dik, % 23.2'si ise diktir (4). Kuzeyde: Kuzey Anadolu dağlarının ikinci sırasını oluşturan Ilgaz dağları, orta kesim ile güneyde doğu-batı yönünde Köroğlu dağları uzanır.
İl içindeki belli başlı yükseltiler : Kastamonu-Çankırı il sınırını meydana getiren Ilgaz dağları üzerinde Küçühacet (2311 m), Büyükhacet (2587 m), Çatalılgaz (2530 m), Kulpi (1980 m), Bulancak (1935 m), Altunsivrisi (1934 m), Kocadağ (1763 m). Kurşunlu bölgesinde Softa sırtları, Çerkeş bölgesinde, batıda Çiçekli yayla, güneyde Işık dağı, Doğdu ve Çomçalı. Yapraklı bölgesinde Erikli, Sarıkaya, Karakaya, Geçmiş, Ilısılık. Bayramören'in kuzeyinde Gürgenli. Bunlardan başka, yükseklikleri 1500-2000 m arasında değişen Taşyakası, Batıbeli, Osman, Dumanlı, Aydos, Sanı, Baldıran (1931), Yurdun (2333), Emirgazi (2404), Eldivan (1809). Kızılırmak-Terme çayı arasında uzanan Bozkır (1100 m). Bu dağlardan: Çit, Karataş, Işık, Elden, Aydos, Eldivan ve Bozkır, Çerkeş-Kızılcahamam sınırından başlayarak iç kısımlara doğru devam eder. Hodalca, Elaman, Eğriova dağları ilin kuzeybatısında yer alır ve Karabük-Bolu doğal sınırını meydana getirir. Hıdırlık Kaşı, Meyemana Tepesi, Sarıdağ ile irili ufaklı güneye ve batıya doğru uzanan tepeler Merkez ilçenin belli başlı dağ ve tepeleridir.
KUZEY ANADOLU FAY HATTI
Ilgaz, Kurşunlu, Orta ve Çerkeş ilçeleri: Adapazarı-Erzincan illeri arasında yer alan fay hattı üzerinde bulunurlar. Çankırı topografyasını da etkileyen ve geçmişte yaşanan Çerkeş, Kurşunlu, Çankırı ve Orta depremlerinde olduğu gibi zaman zaman yıkıcı depremlerin etkisi görüldü. Kuzey Anadolu Fay Hattı; doğuda Karlıova ile batıda Mudurnu vadisi arasında doğu-batı doğrultusunda bir yay gibi uzanır. Dünyanın en aktif ve en önemli kırık hatları arasında yer alan Kuzey Anadolu fay zonunun uzunluğu yaklaşık 1200 km dir; genişliği ise 100 m ile 10 km arasında değişir. (5)
3.OVALAR VE YAYLALAR
Toplam yüzölçümünün yüzde 90'ı dağ ve platolardan meydana gelen Çankırı'da, ovadan ziyade ova benzeri görünümde düzlükler ve vadiler vardır. Kızılırmak, Devrez çayı, Tatlı çay, Melan çayı vadileri ile alüvyal topraklara sahip, doğu-batı yönünde uzanan Çerkeş ve Orta ilçesinde 15 km. uzunlukta, 2 km genişlikteki Devrez Çayı düzlükleri alüvyal özelliktedir. Devrez çayı düzlüğü Kurşunlu ilçesinin güneyinden başlar, Ilgaz ilçe sınırları içinde genişleyerek devam eder. Tatlıçay ve Korgun çaylarının eydana getirdikleri düzlük her iki çayın birleştikleri yerden başlayarak güneye doğru 2 km.lik dar şerit halinde devam eder. Tatlı çay düzlüğü, 15 km uzunlukta olup suların tuzlu olması nedeniyle verimsizdir. Karaköprü, Apsarı, Dümeli, Terme, Şabanözü, Satıyüzü, Elikkırı düzlükleri meyve ve sebze yetiştirilien oldukça küçük alanlardır. Uluyazı, Yapraklı, Aydos, Eldivan Aliözü düzlükleri ise yayla özelliğine sahiptir.
İl genelinde yayla özelliğine sahip araziler, toplam arazinin % 3'ü kadardır. Ilgaz'da Mülayim, Karapınar, Bozkır, Aliözü ,Yapraklı ve Eldivan ilin önemli yaylaları arasındadır. Taşyakası, Aydos ve Dumanlı dağları arasında kalan Sanı yaylası içinde Seyitoluğu, Kamış ve Sanı belli başlı önemli coğrafi bölgelerdir. Sanı yaylası, Merkez ilçe, Korgun, Şabanözü ve Orta ilçelerinin otlağı durumundadır. Büyük hayvan sürülerinin otlatıldığı mer'a alandır.
4.AKARSULAR
Kara ikliminin egemen olduğu Çankırı'da; düzensiz yağış rejimi nedeniyle kar sularının akış miktarlarında değişim ve düzensizlik yaşanır. Yaz aylarında sularda azalma, çay ve derelerin kuruduğu , İlk ve sonbaharda ise çay ve dere yataklarında normal ortalamaların üstünde su akışı görünür. Düzensiz yağış rejiminin sonucu olarak da meydana gelen yüzey akışları ve seller, erozyonun baş etmenidir. Kızılırmak, Devrez, Acı (Ulu) çay, Soğanlı çay, Terme çayı, Korgun çayı, Tatlı çay, Çerkeş çayı, Melan çayı ilin belli başlı akarsulardır.
KIZILIRMAK: İl sınırları içinde 41 km.lik bir uzunluğa sahip Kızılırmak, Şarklı (Çatalelma) köyünden il sınırına girer, önce doğu daha sonra kuzeydoğu yönüne akar ve Karamürsel köyünden geçerek 41 km.lik mesafe kat ettikten sonra Karaömer köyünde Çankırı il sınırına terk eder. Ortalama debisi 60-80 m³/sn. olmakla birlikte değişken debisi 9.6-615 m³/sn.dir. İl sınırları içinde kat ettiği 30 km. boyunca birikinti alüvyal ova meydana getirmiştir.Ayrıca mikro klima etkisi de gösteren bu bölge polikültür tarıma elverişlidir.Tımarlı yakınında üç adet regülatör bulunur. Sulama amaçlı tesislerin yapımı programlanmış olup, Kızılırmak vadisi boyunca başta çeltik olmak üzere, kavun, karpuz, pancar, ayçiçeği yetiştirilir, bahçecilik ve sebzecilik yapılır.
DEVREZ (Düzağaç) ÇAYI: Kızılcahamam ilçe sınırında bulunan Işık dağı (2034 m)silsilesinden Semerözü ve Yıldırım dağı Kaynar tepeden kaynağını alır, İncecik köyünden Orta ilçe sınırrına girer. Doğu batı yönünde 211 km uzunluğa sahiptir.Orta-Kurşunlu-Ilgaz ilçelerinden geçer, Afşar ve Mandıra köyleri arasında Çeltikçibaşı'ın da il sınırını terk eder ve daha sonra Kızılırmak'a karışır. İl içindeki uzunluğu 85 km.dir. Debisi 8.9 m³/sn.dir. Üzerinde taşkın koruma ve sulama amaçlı Güldürcek barajı inşa edilmiş ve 1988 yılında işletmeye açılmıştır. Orta-Şabanözü-Eldivan ve Çankırı merkeze su götürülmesi yönünde çalışmalar oldukça ilerlemiş durumdadır. Devrez çayı üzerinde ikinci bir baraj yapımı planlanmış olup yatırım programına alınmayı beklemektedir.
ACI (Ulu) ÇAY: Kaynağını Yapraklı ilçesi sınırları içinde bulunan Sarıkaya ve Karakaya dağlarının eteklerinden alarak güneybatı yönünde akar. Çankırı il merkezinin güneyinden geçer. Kent merkezinin güney batısında, kuzeyden gelen Tatlı Çayı içine alır. Dedeköy yakınlarında 96 km uzunluktaki Terme (Şabanözü) çay ile birleşir ve Kızılırmak'a karışır.113 km. uzunluğa sahip olup, debisi 3.4 m³/sn. dir. Tuzlu olup sulamaya elverişli değildir, taşkınlara neden olur.
ÇERKEŞ ÇAYI: Kurşunlu ilçesine bağlı Çama ve Çavundur beldesinden kaynağını alır, Atkaracalar ve Çerkeş ilçelerinden geçerek Melan çayına karışır. 60 km uzunluğa sahiptir.
MELAN ÇAYI: Bolu'nun Gerede ilçesinden kaynağını alır, Çerkeş ilçesi Bayındır köyünden il sınırına girer. Batı-doğu yönünde akar. Hamamlı'da Çerkeş'ten gelen, Budakpınar ile Hamamlı arasında akan, Ulu Çay ile birleşir, Filyos'a karışır.Ulusu çayı, hızlı bir akış ve debiye sahiptir. Debisi 1.5 m³/sn , uzunluğu 52 km. dir. Melan vadisi genç, birikinti ve alüvyal topraklardan meydana gelir.
TERME (Şabanözü) ÇAYI: Sanı'da, Orta ilçesi Karaağaç yaylasından kaynağını alır, doğu-batı yönünde akar. Şabanözü ilçesinden geçerek batıya doğru akar. Ankara-Çankırı doğal sınırını meydana getirir. Güneye doğru akışına devam ederek Tüney'den geçerek, güneydoğuya yönelir ve Dedeköy'de Acı Çay'a karışır. Uzunluğu 37.8 km. debisi 1.9-2.9 m³/sn. dir. Terme çayının suladığı alanlarda çeltik, pancar, karpuz, sebze ve meyve yetiştirilir.
KORGUN ÇAYI: Aktaş köyünden kaynağını alır, kuzey-güney yönünde 36 km.lik yol aldıktan sonra Tatlı Çay ile birleşir. Çankırı il merkezinden geçer, kuzey-güney yönünde yol alan Tatlıçay il merkezinin güney batısında Acı Çay ile birleşir. Geçmişte sel felaketine, taşkınlara neden olan Tatlı çay çevresi yeşillik ve rekrasyon alanıdır, Çankırı'nın akciğeridir. Bağlık bahçelik olan Tatlı çay vadisi, günümüzde Ayan'a kadar yapılaşma nedeniyle bozulma sürecine girmiştir.
5.BARAJLAR-GÖLLER-GÖLETLER
BARAJLAR: İl içinde en önemli baraj 1988 yılında işletmeye açılan Devrez Çayı üzerindeki Güldürcek Barajıdır. Taşkın koruma ve sulama amaçlı yapılmış. Ancak sulama amcı gerçekleşmemiş ve Orta, Şabanözü, Eldivan, Çankırı kent merkezinin su ihtiyacının barajdan temini projesi bitirilmek üzeredir.. Orta ilçesi sınırları içinde bulunan Devrez çayı, İçin deresi içinde inşa edilmiştir. 6.200 ha. lık bir alanı kaplar. Su tutma kapasitesi 53 000 000 m³ tür. Çerkeş ilçesinde Akhasan barajı inşası bitim aşamasındadır. Kurşunlu ilçe sınırları içinde Devrez üzerinde kurulacak Kızlaryolu ve Terme Çayı üzerinde kurulacak olan Terme barajları planlama aşamasını geçmiş, inşaat aşamasına gelmiştir.
GÖLLER: Çankırı merkez ile Kızılırmak ilçesi arasında kış ayları su toplayan yaz mevsiminde kuruyan çok sayıda cılız göl vardır. Çırdak, Bulancak, Osman, Dumanlı, Taşkaracalar (Kurşunlu), Kamış, (Atkaracalar-Kızılibrik), Kayı (Şabanözü), Çivi (Merkez ilçe), Bozkara (Kurşunlu-Eskiahır), Bakkal (Merkez ilçe Dedeköy), Gül (Merkez Yenice), Domuz (Ilgaz), Karagöl, Sazak (Kükürt köyü), Hacılar (Korgun yaylası), Uzun (Şabanözü Kamış), Yayla, Hasır, Kürt (Kurşunlu Taşkaracalar), Pazar (Korgun Kayıçivi), Büyük (Kurşunlu Dağtarla), Dipsiz (Merkez Çiviköy) Sülük ,(Kızılırmak Hacılar) ,Kadıgil (Atkaracalar Eyüpözü) ilin önemli gölleridir.
GÖLETLER: Yapraklı, Kurşunlu: Taşkaracalar, Demirciören, Dumanlı, Apsarı, Gümüşdöven, Çerkeş Bozoğlu, Kuyupınar, Ilgaz Kise, Madenli, Karaören,Gürpınar, Mart, Yakalı, Gümerdiğin, Ödek, Seydi, Saray, Eldivan Karadere, Kayıçivi, Kalfat, Sakarcaören, Sancar, Karaağaç, Orta Yenice, Korgun Maruf, Yapraklı Gürgenlik göletleri belli başlı tarımsal ve hayvan sulama amaçlı göletlerdir.
ADI
HACMİ (m³)
SULAMA ALANI (Ha)
Eldivan-Seydiköy
332.900
55
Eldivan-Karadere
800.000
144
Eldivan-Sarayönü
610.000
94
Şabanözü
885.000
100
Şabanözü-Mart
535.000
112
Şabanözü-Karaören
908.000
160
Kurşunlu-Dumanlı
598.000
Kurşunlu-Demirciören
119.000
23
Kurşunlu-Taşkaracalar
308.000
24
Yapraklı-Gürgenlik
279.000
70
KAYNAK: Çevre ve Orman İl.Md
6.YER ALTI SULARI
Merkez ilçe çevresinde Tatlıçay, Acıçay ve Eldivan çayı boyunca yer altı suyu bakımından yeterli debiye sahiptir. Yüksek kısımlarda bulunan volkanik kayalarda az miktarda yer altı suyu taşır ve debisi 51 m³/sn den daha küçük olan kaynaklar bulunur. Jipsli serilerde yer alan sular tuzlu olması nedeniyle kullanıma uygun değildir. Oligo-Miyosen yaşlı kızıl renkli formasyonlarda ise yeterli yer altı suyu bulunmaz.
TATLIÇAY HAVZASI: Handırı ve Korgunözü çaylarının Ayan köyü yakınında birleşmesi ile meydana gelen Tatlıçay boyunca 50-200 m genişliğinde uzanan alüvyon düzlük yer altı suyu bakımından zengindir. Ayan, İçyenice ve Akçavakıf'ta açılan köylerdeki kuyuların verimleri 15-25 l/sn dolaylarındadır. Sulama ve içmeye elverişlidir. Aşağıçavuş ve Yukarıçavuş'ta yer altı suyu tuzlu olup sadece sulama amaçlı kullanılmaktadır.
ACIÇAY HAVZASI: Yapraklı ilçesi, İkizören ve Yüklü köylerini içine alarak Terme çayına kadar olan havzadır. ikizören-Yüklü köyleri arasında ve Acıçay vadisi boyunca jipsli formasyon nedeniyle yer altı suları aşırı tuzludur.
ELDİVAN HAVZASI: Eldivan, Aşağıyanlar ve oradan Acıçay'a kadar uzanır. Alüvyon yeterli yer altı suyu taşır, içme ve kullanmaya uygundur. Aşağıyanlar'da bulunan jipsli seriler tuzlanmaya neden olur, Acıçay'a yaklaştıkça tuzlanma artar ve su kalitesi iyice bozulur. Kızılırmak grup köyleri Eldivan havzasından beslenir.
DİĞER HAVZALAR: Kızılırmak, Terme, Melan ve Devrez yer altı suyu havzalarında henüz sondajlar yapılmamış olup, yüzey sularının kalitesine ve jeomorfik oluşuma göre kalitece ve debice yeterli olduğu tahmin olunmaktadır.
C.İKLİMİ
İç Anadolu'nun step iklimi ile Batı Karadeniz iklimi arasında bulunan il de, güney kısım da kışlar soğuk ve yağışlı, yazlar ise kurak ve sıcak geçerken kuzeyi daha yağışlı ve yumuşak geçen Karadeniz ilkim kuşağının özelliklerini gösterir. Çerkeş, Atkaracalar, Kurşunlu ve Orta ilçeleri bir dereceye kadar nemli ve yağışlı Karadeniz iklimi etkisi görülürken, güney kısım da step iklimi hâkimdir. Tarım İl Müdürlüğü 2005 verilerine göre il ortalamaları: Sıcaklık ortalaması 11 Cº, en yüksek sıcaklık 38.3 Cº, en düşük sıcaklık -14.2 Cº, yıllık yağış ortalaması (392.-538 kg/m²) 340.6 mm. olup kış ve ilkbahar yağış mevsimidir. Yağışlı gün sayısı 92, donlu gün sayısı 72 gündür. İlk don Kasım ayı ortalarında görülür, Mart ayı ortalarına kadar devam eder. Donlu günler Çerkeş'te 137, Ilgaz'da 87 gündür. Karla örtülü gün sayısı 24-62 arasında değişir. En az yağışı Çerkeş ilçesi alır, kışın -25-26 Cº, yazın 39-42 Cº ye varan sıcaklıklar görülür..
Merkez ilçe, Ilgaz ve Yapraklı ilçeleri serin yazlar ve ılık kış geçirirken, Çerkeş ilçesinde kışlar soğuk ve yazlar serin geçer. Yapraklı, her mevsim yağış isabet eden ve en fazla yağış alan ilçedir. İl genelinde düzensiz yağışlar ve zaman zaman kuraklık hüküm sürer. Çankırı il merkezinde kışlar soğuk ve kar yağışlı, yazlar kurak ve sıcak geçer. Kış ayları yerin karla kaplı olduğu gün sayısı 20 gün, yıllık sıcaklık ortalaması 11.5 Cº, en sıcak aylar Temmuz ve Ağustos, en yüksek sıcaklık 41.8 Cº ( 1.8.1954) , en soğuk aylar Ocak ve Şubat, en düşük sıcaklık -25 Cº (25.1.1950) . Yağış ortalaması 397.20 mm, en çok yağış Mayıs ayında, en az yağış Temmuz ayında düşer. İlin kuzey kısımda ise yağış ortalaması 700 mm yi bulur. Karlı günler ortalaması 14.8 gün, karla örtülü günler sayısı 22.8 gün, Egemen rüzgârların başında 2 429 esme sayısı ile Kuzeybatı (Karayel) bunu Kuzey (Yıldız), Güneydoğu (Keşişleme) rüzgârları izler. Ortalama rüzgar hızı 16 m/sn., en hızlı rüzgâr yönü ise Kuzey/Yıldız dır.
D.BİTKİ ÖRTÜSÜ
Karadeniz kıyıları boyunca nemcil türlerden oluşan gür , onların güneyinde şiddetli kış soğuklarına dayanıklı kuru ormanlar yer alırken, iç kısmın step iklimi ile kuzeyin yağışlı Karadeniz iklimi arasında geçiş bölgesi olan Çankırı'da buna bağlı olarak kuzeyden güneye inildikçe bitki patterninde değişmeler ve yoksullaşmalar karşımıza çıkar. İlin güneyi ve güneybatısı tipik step (bozkır) özelliklerini gösterir.
Yükseklerde orman bakiyelerine rastlanırken, kuzeyde iğne yapraklı ormanlar yer alır. Ilgaz, Eldivan, Şabanözü, Yapraklı, Çerkeş, Bayramören ilçeleri ormanlık alanlara sahiptir. Kara çam 35.993 ha ve sarı çam 5332 ha., köknar, ardıç, kayın, meşe 18.783 ha., gürgen 2.030 ha.ormanlarda egemen olan ağaç türleridir. Su boylarında söğüt ve kavak 457 ha. gibi su seven türlerle, yüksek kısımlarda yabani ağaç türleri, yabani meyve, ardıç ve çalılıklara, rastlanır.
İlde 80 823 Ha normal koru, 74 919 Ha bozuk koru, 5 063 Ha bozuk baltalık, olmak üzere toplam 161 435 Ha ormanlık alan bulunur, buda il yüzölçümünün % 30 ' unu meydana getirir.
ANIT AĞAÇLAR
Bulunduğu yer
Ağaç türü
Çevresi (m)
Çap (m)
Boy(m)
Yaş (Tahmini)
Çerkeş
Dokuzkardeşler çamı-Karaçam
-
2,8
25
200
Yapraklı-Karacaözü
Meşe
12
4.49
12
400
Eldivan-Küçükhacıbey
Meşe
1.93
13
700-1000
FLORA (Endemik bitkiler)
Yavşan, Civanperçemi, Kangal, Papatya, Devedikeni, Peygamberçiçeği, Tekesakalı, Karahindiba, Geven, Çivitotu, Hardal otu, Sığırkuyruğu,, Eşekdikeni, Ebegümeci, Yabani soğan, Arap sümbülü, Ballıbaba, Turna gagası, Brom, Deli yulaf, Buğday, Arpa, Domuz ayrığı, Çavdar, Ayrıkotu, Kandamlası, Hezeran, Düğünçiçeği, Taçlı kuzu gevreği, Sinirotu, Canavarotu, Gevrek söğüt, Akkavak.
E.HAYVAN TÜRLERİ
AV HAYVANLARI: Kurt, çakal, karaca, tilki, tavşan , sincap yaban domuzuna çok sık rastlanır. Çay,dere, göletlerde; sazan, alabalık türleri bulunur. Akarsu ve göletlerde olta balıkçılığı yapışır.
Ilgaz dağında; ak gerdanlı bülbül, cüce kartal, çakır, kara ağaçkakan, kara çaylak, kara kanarya, kaya kartalı, kır incirkuşu, kızıl şahin, küçük sıvacık kuşu, Mısır akbabası, yılan kartalı görülebilir. Çeşitlik nedeniyle Ilgaz dağında kuş gözlem istasyonu vardır.(6-7)
FAUNA
Toprak solucanı, Salyangoz, Kırkayak, Karasinek, Sivrisinek, Siyah çekirge, Peygamberdevesi, Ağkurdu, Çam kese kurdu, Balarısı, Sarı arı, Eşekarısı, Üvez, Köstebek, Tarla kertenkelesi, Cüce kertenkele, Kaya kertenkelesi, Köryılan, Hazer yılanı, Gece kurbağası, Çevik kurbağa, Şeritli kurbağa, Ev faresi, Siyah ev sıçanı, Tilki, Köpek, Kedi, Sincap, Tavşan, Ak leylek, Karakarga, İspinoz, Guguk kuşu, Pencere kırlangıcı, İspinoz, Boğmalı tarlakuşu, Arıkuşu,Sarıasma, Ev serçesi, Saksağan, Kaya güvercini, Kumru, Üveyik, Sığırcık, Karatavuk, Çobanaldatan.
KAYNAKÇA
1. İçişleri Bakanlığı , Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü 2002 yılı verileri
2. www.nona.net
3. Erinç-Prof Dr.Sırrı . İ.Ü Deniz Bilimleri ve Coğrafya Enstitüsü Bülteni. Sayı 10. İstanbul 1993
4. Köyişleri Bakanlığı, Köy Envanter Etüdleri Özeti (Geçmiş yıllar notları)
5. Bayındırlık Bakanlığı, Afetişleri Genel Müdürlüğü verileri 2006
6. Çevre Orman Müdürlüğü 8.9.2005 gün/4264 sayılı yazıları
7. Tarım İl Müdürlüğü 2005 verileri (CD)
EK: JEOLOJİK ZAMAN ÇİZELGESİ
myö: Milyon Yıl Önce Kaynak: International Commission on Stratigraphy
HOLOSEN : Günümüz Yaşamı (0,01 myö ile Günümüz). Gerçek bir jeolojik devir değildir. Pleistosende yaşanan son buzul çağının kapanmasıyla başlayan bölüm, 11 bin yıl öncesinden günümüze kadar süren zaman dilimini ifade eder. Gerçek bir jeolojik devir olmaktan çok yaşadığımız zamanı tanımlayan bir terimdir. Buzul çağları arasında sıcak bir dönem olan Holosen, insanlığın tüm kayıtlı tarihini ve uygarlığını içerir. Bu bölüm içinde insanlar yerleşik hayata ve tarım toplumuna geçip, pek çok uygarlık kurdu. Bölümün baskın organizması olan insanlar, Holosen doğasını ciddi biçimde etkileyip, değiştirdi.
PLEİSTOSEN : Buzul Çağı1,81 myö ile 0,01 myö arası. Pleistosende kendi türümüz olan Homo sapiens ortaya çıkıp yaygınlaşır, alet yapmaya ve ateş kullanmaya başlar. Pleistosenin sonlarına doğru insanlar kıtaların çoğuna yayılır. Kuaternerin neredeyse hemen hepsini kapsayan Pleistosen, "Buzul Çağı" olarak bilinse de, aslında bölüm boyunca, kutup buzulların oldukça yaygınlaştığı bir dizi soğuk dönem ve bu dönemleri bölen ılıman hatta tropik dönemler yaşanır. Soğuk dönemlerde buzullar ılıman kuşağa doğru ilerleyerek, zaman zaman karaların %30'unun üzerini örter, deniz seviyesi düşer ve kıtalar arasında hayvan ve insan göçlerine olanak sağlayan kara köprüleri kurulur.
Pleistosen yaşamı günümüze aşırı derecede benziyordu. Bugün yaşayan pek çok kozalaklı, çiçekli bitki, böcek, yumuşakça, kuş ve memeli cinsi -hatta türü- Pleistosende de yaşıyordu. Ancak bu tanıdık hayvanların dağılımı günümüzden oldukça farklıydı. Fillerin ve su aygırlarının Pleistosen temsilcileri, Londra'nın bulunduğu enleme kadar yayılmıştı. Bu tanıdık türlerin yanı sıra, bir çok büyük hayvan da Pleistosen faunasının üyesiydi. Bu dev memeliler bütün kıtalarda yaygındı. Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya'da kılıç dişli kaplanlar, mamutlar, kürklü gergedanlar, uzun boynuzlu bizonlar, Mastodonlar, dev kurtlar ve develer; Avustralya'da dev kanguru ve vombatlar; Güney Amerika'da fil boyutlarında dev yer tembel hayvanları, dev armadillo benzeri glyptodontlar, bu dev memeli faunasının üyeleriydi. Etçil dev kuşlar da varlıklarını sürdürüyordu. Pleistosen sonunda gerçekleşen yok oluşta, bu devlerin hepsi ortadan kalkar. Bazı bilim adamları, yok oluşunun nedeninin yaygınlaşan avcı insanlar olduğunu düşünüyor. Her ne kadar bir kıtaya insanların gitme zamanı ile o kıtadaki dev memelilerin ortadan kalkma zamanı birbirine uysa da, insanlar bu hayvanların tamamını yok etmeye yetecek sayıya ve teknolojiye sahip olmadıklarından, bu teoriye şüpheyle bakılıyor. İnsanların taşıdığı bir virüsün tüm bu türleri yok etmiş olabileceğini düşünen bilim adamları da var. Dev memelilerin yok olmasının nedeni henüz tam olarak anlaşılamasa da bu iki açıklamanın bir bileşimi de olabilir. Dönemin sonunda buzul çağı sona erer, iklim yumuşar, denizler yükselir
KUATERNER :1,81 myö ile Günümüz Jeolojik devirlerin en son ve en kısa dönemi. Kuaterner yaşadığımız dönemdir. Dönem boyunca kıtaların bulundukları konum günümüzdekinden çok farklı değildi; fakat, yaşanan buzul çağına bağımlı olarak değişen buzul ve deniz seviyeleri nedeniyle, coğrafya oldukça farklı ve değişkendi. İki alt bölümden oluşan dönemin büyük bölümünü kapsayan Pleistosende, pek çok buzul çağı yaşanır. Pleistosen fauna ve florasında, günümüz fauna ve florasının üyelerinin yanı sıra; mamutlar, kılıç dişli kaplanlar, dev gergedanlar gibi pek çok dev memeli de yaşıyordu. Pleistosen, insanın ortaya çıkıp yaygınlaştığı dönem olarak da önemlidir. Pleistosenin bitip Holosenin başlamasıyla, buzul çağı biter ve dev memeliler ortadan kalkar, insan türü tüm kıtalarda yaygınlaşarak uygarlıklar kurar.
NEOJEN : 23,8 myö ile 1,81 myö arası. Neojende modern memeli ve çiçekli bitkiler evrimleşirken; bugün var olmayan pek çok garip memeli de ortaya çıkar. Erken Neojenin en önemli olayı, otların yaygınlaşıp, otlak alanların ortaya çıkmasıdır. Buna paralel olarak uzun bacaklı, hızlı koşan otlak hayvanları ortaya çıkar. Atlar Neojende oldukça başarı gösterir. Pek çok orman hayvanı da yaşamlarına devam eder.
Mastodonlar Avustralya dışındaki tüm kıtalarda yaşıyordu. Diğer kıtalardan soyutlanmış olan Güney Amerika'da dev yer tembel hayvanı gibi pek çok garip memeli evrimine devam ediyordu. Güney ve Kuzey Amerika arasında kara köprüsü kurulunca, kuzeyden gelenlerin istilasıyla bu canlıların çoğu ortadan kalktı.
PALEOJEN : 65,5 myö ile 23,8 myö arası. Paleojen, pek çok memeli ve kuş grubunun tropik koşullarda ortaya çıkıp çeşitlendiği dönemdir. Erken Paleojende, kıtalar sığ denizlerle birbirinden ayrılmış, her kıtada farklı bir memeli soyu evrimleşmişti. Pek çok dev boyutlu, küçük beyinli, gergedan benzeri memeli vardı. Bunlarla birlikte yine dev boyutlu, uçamayan kuşlar olan Lavrasya diatrymidleri ve Güney Amerika Phorusrhacidleri; 2 metre boyunda ve kıvrımlı gagalarıyla Mezozoiğin dev Theropodlarını andırıyorlardı. Tüm bu hayvanlar tropikal ormanlarda yaşıyordu.
Denizlerde ilkel dişli balinalar ortaya çıktı. Dev deniz protozoaları (foraminiferler), Eosende mercimek boyutlarına ulaştı. Salyangozlar, midye ve istridyeler, günümüzdekilerden farksızdı. Nautiloidler son kez orta çapta bir evrimsel açılım yaşar: Atasal ve modern kafadan bacaklıların geçiş biçimleri ortaya çıktı. Derisidikenliler, mercanlar, yosun hayvancıkları, süngerler günümüzden farksızdı. Karada böcekler genel olarak modern biçimlerdeydi.
Günümüz kıtaları, Erken Senozoikte birbirinden oldukça ayrıydı. Her birinde farklı evrimsel patikalar izleniyordu. Güney Amerika'da, Paleojenin sonuna kadar, kendine özgü kuş, memeli ve sürüngenlerin bulunduğu bir fauna vardı. Avustralya keseli faunası da kıtalar arası izolasyon sayesinde bu şekilde oluştu.
MESOZOİK Zaman: (251.4 myö-65.5 myö) Dinozorlar çağı. Bu zamanda sürüngenlerin Permiyende başlayan karasal ekosistemlerdeki baskınlığı, diğer ekosistemlere de yayılır ve artarak devam eder.
Permiyende oluşan dev kıta Pangea, Mezozoiğin ilk döneminin sonuna kadar varlığını sürdürür; fakat, daha sonra parçalanmaya başlar. Zamanın son dönemi olan Kretasede Lavrasya ve Gondvana yeniden birbirinden ayrılır. Kıtalar daha da küçük parçalara bölünerek hemen hemen günümüzdeki biçimlerini almaya başlar. Ayrılan kıtalar üzerinde farklı biyocoğrafik bölgeler oluşur.
Mezozoik boyunca dünya sıcak bir dönem yaşar. Kutuplar da buzullaşma olmaz. Permiyende başlayan kurak ve aşırı karasal iklim, Trias boyunca devam eder. Jurada iklim yeniden nemli hale gelir, kıtalar yeniden bitkilerle kaplanır. Bu nemli ve mevsimselliğin çok belirgin olmadığı yumuşak iklimsel eğilim, Kretase boyunca da devam eder.
Permiyen yok oluşunda neredeyse yok olma tehlikesi atlatan deniz yaşamı, sağ kalmayı başaranların uyumsal açılımıyla çeşitlenir, pek çok yeni grup ortaya çıkar. Modern deniz omurgasız yaşamı Mezozoikte kurulur. Modern mercanlar, kabuklular, fitoplanktonlar, planktonik Foraminiferler, Radiolaryalar, Belemnitler ve Ceratites ammonitler ortaya çıkar ve yaygınlaşır. Paleozoik denizlerinin en baskın grubu olan dallı bacaklılar azalırken midyeler yaygınlaşır. Mezozoiğin kemikli ve kıkırdaklı balıkları da günümüzden çok farklı değildir. Ancak Mezozoik denizlerinde besin zincirinin en üstünde bulunan yırtıcı grupları günümüzdekilerden oldukça farklıdır. Günümüzde balina, yunus gibi memelilerin işgal ettiği bu nişleri, Mezozoikte dev deniz sürüngenleri kullanılıyordu. Triasın sonunda kıtaların parçalanmasıyla birlikte, sığ denizler geri döner ve deniz yaşamı yeniden çeşitlenir.
PALEOZOİK Zaman: (545 myö-251.4 myö) 294milyon yıl sürdü. Antik Yaşam. Yaklaşık üç yüz milyon yıl süren Paleozoik, Fanerozoiğin ilk ve en uzun zamanıdır. Bu zaman çok hücreli canlıların ortaya çıktığı, gelişip yaygınlaştığı ve ekosistemin baskın yaşam biçimi haline geldiği zaman dilimidir.
Paleozoik boyunca iklim genel olarak nemli ve ılımandı. Zaman zaman güney kıtası Gondvana'nın kutup bölgesinden geçmesiyle ya da başka biçimlerde buzul çağları yaşanmıştır. Kambriyenden hemen önce süper kıta Rodinia'nın parçalanmasıyla daha küçük kıtalar doğar. Bu kıtalardan en büyüğü olan Gondvana, Paleozoik kıtalarının ana kitlesini oluşturur. Paleozoiğin sonuna doğru kıtalar yeniden bir araya gelerek yeni bir süper kıta olan Pangea'yı oluşturur.
ERKEN PALEOZOİK yaşamı. Paleozoiğin hemen başında "Kambriyen Patlaması" olarak bilinen olayla birlikte hayvanlar fosil kayıtlarına girer. Nerdeyse bilinen tüm hayvan şubeleri Paleozoiğin başında çeşitli türlerce temsil ediliyor, çok çeşitli omurgasız grupları denizleri dolduruyordu. Bunların arasında bazı bilim adamlarınca "deneysel" olarak kabul edilen ve kısa sürede ortadan kalkan yaşam biçimleri de vardı. Erken Paleozoikte henüz çok kırılgan olan ekosistemde yaşanan yok oluşlarla dönemin geri kalanına damgasını vuracak canlılar belirlenir. Paleozoik denizlerinin en tipik canlılarından biri eklembacaklılar grubundan olan üç loblulardı. Erken Paleozoikte çok yaygınlık ve çeşitlilik kazanan üç loblular, zamanın sonuna doğru azalarak ortadan kalktı. Paleozoiğin bir diğer baskın grubu da dallı bacaklılardı. Zaman zaman tüm türlerin %50'sinden fazlası dallı bacaklılar arasından çıktı. Tabulat ve rügoz mercanlar, yosun hayvancıkları, derisi dikenlilerden deniz laleleri ve blastoidler, yumuşakçalardan nautiloidler Paleozoiğin önemli omurgasız gruplarıydı.
Permiyen sonunda, bir gök cisminin yeryüzüne çarpmasıyla, Paleozoik canlılarının büyük çoğunluğu ortadan kalkar. Yok oluşun ardından sahneye yeni canlılar çıkar Eskisinden oldukça farklı olan bu yeni yaşamla, "Dinozorlar çağı" olarak da anılan Mezozoik Zaman başlar.
KAMBRİYEN ÖNCESİ : Hadeyan, Arkeyan, Proterozoik. "Kambriyen öncesi" yeryüzünün oluşumundan Kambriyene kadar geçen dört milyar yıllık zaman dilimidir. Yeryüzü tarihinin 7/8'lik bölümü, Kambriyen öncesinde geçer. Dünyanın yüzeyinin soğuyup, katılaşması, kıtasal levhaların, atmosferin ve okyanusların oluşması. Yaşamın jeobiyokimyasal süreçler sonucu ortaya çıkması, bakterilerin evrimi, atmosferin oksijence zenginleşmesi, ökaryotların evrimi ve ilk hayvanların ortaya çıkması hep Kambriyen öncesinde gerçekleşir. Ne var ki Kambriyen öncesine ait bilgileriniz son derece sınırlı ve tartışmalı. Son zamanlarda kabul gören sistemde, Kambriyen öncesi, Fanerozoik devirle denk iki devre ayrılır: Proterozoik ve Arkeyan. Ancak, dünyanın en eski kayaçlarının bulunduğu Arkeyanın başlangıç zamanı belirtilmez. Bunun nedeni, yeryüzünde Arkeyan öncesine ait hiçbir kayaç olmamasıdır. Yeryüzünde bilinen en eski kayaçlar 3.8 milyar yıl öncesine ait. Bu zamandan önceki kayaçlar jeolojik olaylar sırasında aşınarak ya da yeniden magmaya karışarak yok olmuş. Dünyanın 4,5 milyar yıl olarak biçilen yaşı, jeolojik etkinliğin olmadığı Ay'dan getirilen taşların ve yeryüzüne düşen meteorlar üzerinde yapılan çalışmalarla bulunmuştur. Bazı bilim adamları Dünyanın, Güneş sisteminin oluşumu sırasında, bir göksel cisim olarak belirmesinden Arkeyana kadar geçen zaman dilimi için Hadeyan ismini kullanır. Bu da, tıpkı yaşadığımız çağ olan Holosen gibi gerçek bir jeolojik devir olmasa da, dünya tarihinin bütünlüğünün sağlanması amacıyla kullanılır
HADEYAN : ~4500 myö - 3600 myö arası. Dünyanın göksel cisim olarak belirdiği zamandan, Arkeyana kadar geçen süre arasında kesin bir sınır yoktur. Hadeyanda ilkin atmosfer, ve okyanuslar oluştu. Bu zamanda oldukça bol olan meteorlar, yeryüzünü sürekli bombardıman ediyordu. Hadeyanın ilk dönemlerinde Mars boyutlarındaki bir gök cisminin Dünya ile çarpışmasıyla, Dünyadan kopan parçalar Ay'ı oluşturdu. Volkanik etkinlik oldukça yüksekti, ilkin kıtalar da bu zamanda oluştu
ARKEYAN : 3600 myö-2500 myö arası. Yaşamın ortaya çıkışı. Arkeaların zamanı. Fanerozoiğin iki katı uzunluğunda bir devirdir. Yeryüzünde, bilinen en eski kayaçlar bu devre aittir. ılkin okyanuslarda mikrobiyal yaşam jeobiyokimyasal süreçler sonunda bu dönemde ortaya çıkıp, evrildi. Canlıların bugün kullandığı biyokimyasal süreçlerin temeli atıldı ve bu süreçlerin büyük çoğunluğu bu dönemde kuruldu. Arkeaların baskın olduğu prokaryotik yaşam okyanuslarda yaygındı. Fotosentetik bakteriler olan Siyanobakteriler ortaya çıkıp, o zamana kadar oksijensiz olan okyanuslara oksijen salmaya başladı. Bu yeryüzünde ilk kez bol miktarda bulunan serbest oksijenin okyanuslarda çözünmüş halde bulunan demirle tepkimeye girerek birlikte çökmelerine neden oldu.
PROTEROZOİK : 2500 myö-545 myö arası. Arkeyan ile Kambriyen arasında. Oksijenli atmosferin oluşumu. Bakterilerin yaygınlaşması. Ökaryotların ve çok hücrelilerin ortaya çıkması
Kıta hareketleri normal seyrine girerken, dev kıta Rodinia oluştu. Arkeyan dönemde ortaya çıkan stromatolitler yaygınlaştı. Arkeyandan beri okyanuslara salınan oksijen, artık serbest halde okyanuslarda ve atmosferde bol miktarda bulunmaya başladı. Bu Proterozoik okyanuslarının çekirdeksiz -prokaryotik- canlıları için bir felaket oldu. Bildiğimiz bu ilk, belki de tüm zamanların en büyük çevresel felaketi Arkeyan canlılarının büyük bir kısmını yok etti. Arkealar azalıp, oksijensiz ortamlara çekilmek zorunda kalırken; bakteriler üstünlüğü ele geçirdi. Oksijenin artması ve canlılarca kullanılmaya başlamasıyla, ilk çekirdekli -ökaryotik- canlılar ortaya çıktı. Proterozoiğin sonlarına doğru ilk çok hücreli -algler ve ilkin hayvanlar-canlılar ortaya çıktı. Proterozoik boyunca birkaç kez yeryüzünün gördüğü en büyük buzul çağları yaşandı. "Kartopu dünya" olarak adlandırılan bu buzul çağlarında yeryüzünün tamamı birkaç kilometre kalınlığında bir buz tabakasıyla kaplandı. Bu buzul çağlarının sonuncusundan hemen sonra ilkin hayvanlar ortaya çıktı
Edikara faunası olarak bilinen fauna, bu ilkin hayvanlara ait fosil yataklarının en iyi bilinenidir. Burada, ilk yumuşak dokulu çok hücreli hayvanlara ait fosiller bulunur. Edikara faunasının hayvanları oldukça ilkel ve garipti. Süngerler ve deniz anaları gibi bazı tanıdık şubelerin üyelerinin yanı sıra, bilinen hiçbir şubeyle ilgisi olmayan hayvanlar da vardı. Arkarua adami, Dickinsonia, Tribrachidium, Cyclomedusa, Kimberella Edikara faunasının hayvanlarından bazıları
KAYNAK:http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/jeolojik/Fanerozoik/Paleozoik/index.htm
ÇANKIRI İLİ COĞRAFYASI
A. Konumu
B. Yeryüzü Şekilleri
1.Jeolojik Yapı
2. Dağlar
Kuzey Anadolu Fay Hattı
3. Ovalar ve Yaylalar
4. Akarsular
* Kızılırmak
* Devrez
* Acıçay
* Çerkeş Çayı
* Melan Çayı
* Terme Çayı
* Korgun Çayı
5. Barajlar ve Göletler
* Barajlar
* Göller
* Göletler
6. Yeraltı Suları
* Tatlıçay Havzası
* Acıçay Havzası
* Eldivan Havzası
* Diğer Havzalar
C. İklim
D. Bitki Örtüsü
* Anıt Ağaçlar
* Flora
E. Hayvan Türleri
* Av Hayvanları
* Fauna
EK: Jeolojik Devirler
KAYNAKÇA


Send Message
Add Friend
Leave a Comment | View All Comments